BİRLİKTE AŞALIM

Tütün, alkol, madde, teknoloji, kumar bağımlılarına ve yakınlarına, ücretsiz psikolojik ve sosyal hizmet desteği veriyoruz. Siz de aramıza katılın.

ÜCRETSİZ RANDEVU İÇİN

Yeşilay Danışmanlık Merkezi Bülten - Ocak 2022

Bağımlılık ve tedavisi hakkında toplumda farkındalık ve bilinç oluşturmak, faaliyetlerimizi duyurmak ve daha fazla kişiye ulaşabilmek amacıyla sizler için YEDAM e-bülten Ocak sayısını hazırladık.

E-bülten .pdf dokümanını indirmek için tıklayınız...

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN YEŞİLAY DANIŞMANLIK MERKEZİ
AÇILIŞINI GERÇEKLEŞTİRDİ

Yeşilay, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla Yeşilay Danışmanlık Merkezlerinin (YEDAM) toplu açılışını gerçekleştirdi. Türkiye'nin 81 ilinde ve KKTC'de hizmet veren YEDAM'ların toplam sayısı 105'e ulaştı. Yeşilay Genel Merkezi'nde gerçekleşen toplu açılış törenindeki konuşmasına; açılışı yapılan YEDAM'ların ülkemize ve özellikle bağımlılıktan kurtulmak isteyen vatandaşlarımıza hayırlı olmasını dileyerek başlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan şunları söyledi:

"Tütün, alkol, madde, kumar ve teknoloji bağımlıklarının çözümü yolunda gayret gösteren Yeşilay'ımızın tüm yönetimine, uzman kadrolarına ve gönüllülerine teşekkür ediyorum. Yeşilay Danışmanlık Merkezlerinin ülkemizin dört bir yanındaki ve KKTC'deki toplam 104 noktada verdikleri hizmetlerle her yaştan pek çok vatandaşımızın hayatın renklerini yeniden kazanmalarına katkıda bulunacaklarına inanıyorum. Bu merkezlerde ücretsiz sunulan hizmetler bağımlılarla sınırlı kalmayıp onların ailelerini ve sosyal çevrelerini de içine alan geniş bir mücadele stratejisine dayanıyor. Bağımlılıktan kurtarılan insanlara sağlık güvencesinden istihdama, boş zamanlarını değerlendirmeden meslek edindirmeye kadar geniş bir alanda destekler sağlanıyor. Böylece bu iradeyi gösteren insanların önlerinde adeta yepyeni bir dönemin kapıları açılıyor. Psikologlardan sosyal hizmet uzmanlarına kadar geniş bir ekibin içinde yer aldığı zahmetli ve uzun mücadele sürecinin amacı bağımlılıktan kurtarılan insanların yeniden aynı yanlışa düşmelerinin önüne geçmektir. Yeşilay'ımızın bu çerçevede ülkemiz gerçeklerine uygun şekilde oluşturduğu YEDAM modelinin başarılarını ve giderek genişleyen hizmet ağını takdirle izliyoruz."


Ocak ayında 115 YEDAM Danışma Hattı'mıza gelen 19.641 çağrı, uzmanlarımız tarafından yanıtlandırıldı. Sabah 09.00 ile gece 00.00 arasında hizmet veren danışma hattımız; bağımlı kişilere, ailelerine ve bağımlılık hakkında bilgi sahibi olmak isteyen herkese destek vermektedir.

Yeşilay Danışmanlık Merkezlerimizde, ocak ayında toplamda 3.585 kişiye psikososyal destek hizmeti sağlandı.


"RENKLERİNİ YENİDEN KAZANANLAR" Kitabımız Çıktı!

Bir asrı aşkın süredir bağımlılıklarla mücadelesini sürdüren Yeşilay'ın, Yeşilay Danışmanlık Merkezleri'nden (YEDAM) destek alan bağımlıların umut dolu öykülerini içeren Renklerini Yeniden Kazananlar kitabı raflarda yerini aldı. Yeşilay Yayınları'ndan çıkan kitapta, toplumun her kesiminden insanların birbirinden farklı deneyimlerinden ilham alınarak oluşturulan 19 öykü bulunuyor.

Yaşanmış olaylardan kurgulanan öykülerde; çıkmazlarda kaybolanların feraha erişmeleri, insan umuduna dair izleri ve renkleri solanların yeniden yeşerme serüveni yer alıyor.


81 il ve KKTC'de olmak üzere 104 Yeşilay Danışmanlık Merkezimiz ile mücadelemizi sürdürmeye devam ediyoruz.


GEBELİKTE MADDE KULLANIMI VE DEPRESYON

Depresyon günümüzde sık rastlanan bir duygu durum bozukluğudur. Depresyonun semptomları en az iki hafta boyunca sürmektedir. Depresyonda olan kişi duygusal olarak çökerek, karar vermekte zorluk yaşar, hareketlerde yavaşlık görülür, uyku ve yeme problemleri yaşamaya başlar bununla birlikte kişide kötü düşünme hakimdir. Geçmişte yaşanan travmalar, kayıplar, karşılaşılan üzüntü ve zorluklar, düşük eğitim seviyesi, yoksulluk kişide depresyona neden olabilmektedir.

Kadınlarda depresyon görülme sıklığı erkeklere göre daha fazladır. Kadın yaşamının en önemli dönemi olan gebelik dönemi, hızlı duygusal ve hormonal değişimlere sebep olarak kadınları depresyona sürüklemektedir. Gebelikteki fiziksel değişimler, kadınların bedenini beğenmeme, cinsel isteksizlik, gebeliğe kendisini hazır hissetmeme, bebeğinin gelecek kaygısı, eş ve sosyal çevre ile olumsuz iletişim gebede depresyona sebep olmaktadır. Gebelik depresyonu, geç fark edilen bir ruhsal bozukluktur. Çünkü depresyon, gebelikte meydana gelen hormonal değişimlerle çok benzemektedir.

Psikolojik hastalıklar kişide karar verebilme yetisini etkileyebilecek bilişsel tahribatlara neden olabilirler; bu durum doğumdan önceki dönemde dikkat eksikliği ve uyuşturucu madde kullanımı ile bağlantılı olabilmektedir. Yapılan bir araştırmada gebelikte görülen depresyon ile sigara, alkol ve kokain kullanımı arasında önemli düzeyde bir ilişki saplandı. Depresif semptomları olan gebeler, doktorlarının tavsiyelerine uyabilmeleri daha zor olmaktadır. Bu hastalar karar vermede zorluk, beslenmede sorun ve uykusuzluktan yakınırlar.

Depresyonda olan gebelerin sosyal işlevlerinde azalma, duygusal yönden içe dönüklük, tam olarak ebeveynliğe kendini hazır hissedememe gibi kaygıları olabilmektedir. İştahlarında azalma olduğu için gebelik süresince normalden daha az kilo alırlar. Gebelikleri hakkında kafalarında fazla soru işaretleri olabilir ve doğum öncesi muayene, rutin ultrason kontrollerini ihmal edebilirler.

Depresyondaki gebeler yardım istemek konusunda isteksizdirler çünkü yardımın yararlı olacağına inanmazlar. Bu sebepten dolayı gebeliğin problemli sonuçlanma riskini artırabilirler. Ayrıca, ileri derecede depresyon, kendine zarar verme, psikotik, atılgan ve zararlı davranışlar sergileme riskini de artırmaktadır. Gebelikte görülen depresif durumun ruhsal rahatsızlıkların akut formlarına dönüşebildiği bildirilmektedir.

Kadınlar madde bağımlılığın etkisiyle istismara maruz kalabilir. Bunun olumsuz ve yıkıcı sonuçları olabilir. Depresyonda olan kadınlar bağımlılık yapan maddeleri kullanmaya, alkol ve sigara içmeye daha yatkın olabilmekte ve bu durumlar da gebeliğin olumsuz yönde sonuçlanmasına neden olabilmektedir. Gebe kadınlarda sigara kullanımının %20-30 arasında, alkol kullanımının %15, kanabis kullanımının %3-10 arasında, kokain kullanımının ise %0.5-3 arasında olduğu tahmin edilmektedir.

Alkol kullanımı, gebelik sırasında düşük ve ölü doğum oranını arttırır. Alkol kullanımı çocuklarda zeka geriliğinin önde gelen nedenidir.

Amerika Birleşik Devletleri'nde 100 doğumdan 1'i bundan etkilenmektedir. Anne, gebeliği boyunca günde 4 içki tüketirse fetal alkol sendromu riski %20 eğer günde 8 içki tüketirse bu oran %50'dir. Fetal alkol sendromu etkisinde bebekte meydana gelen değişiklikler; küçük gözler, kısa ve basık burun, basık yüz, düz yanaklar, ince dudaklar olabilmektedir. Bu özellikler çocuk büyüdükçe azalabilir.

Kokain kullanan gebelerde erken membran rüptürü, erken doğum eylemi, gelişme geriliği, amnios sıvısında mekonyum ve spontan abortus insidansı da artmıştır. Annede gebelikte migren atakları ve hipertermi de artış gözükmektedir. Kokain kullanan annelerin çocuklarının uzun süreli takiplerinde uyuma, yeme bozuklukları, hipertoni, tremor görülebilir. Adolesan dönemde bu çocuklarda kognitif bozukluk oranı artmıştır. HIV ve diğer bulaşıcı hastalıklarda gebelik sırasında anneden, bebeğe geçebileceği unutulmamalıdır.

Sigara kullanımına bakıldığında; dünyada yaklaşık 250 milyon kadının sigara kullanımı mevcuttur. Nikotin ve karbonmonoksit Fetusun gelişimini olumsuz etkiler. Nikotin, kan akımında azalma, karbonmonoksit ise fetal dokulara oksijen ulaşımını azaltır. Gebelikte sigara kullanım sonucunda düşük, dış gebelik, fetal gelişme geriliği, gebeliğin 20 haftadan sonra 37 haftadan önce doğumuna sebep olmakta ve erken ve düşük doğum olması arasında ilişki vardır.

Özetle gebelikte madde kullanımı; anne ile bebek arasında ki bağın oluşmasında sorunların yaşanması, büyümede gerilik, motor ve dil gelişiminde gecikme, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, davranış problemleri, duygusal gelişimde oluşan problemler olarak karşımıza çıkmaktadır. Gebelikte depresyonun takibi ve madde kullanımı alanında uzman sağlık personelleri ile yürütülmelidir. Doktor gebe için en uygun tedavi yöntemini belirleyerek en kısa sürede tedaviye başlamalıdır.